
Venedik’te Ölüm Romanı ve Yazarı Hakkında Bilgiler
Venedik’te Ölüm Alman edebiyatının son asırdaki en önemli romancısı olan Thomas Mann’ın bir novellası olmaktadır. Thomas Mann’ın bu romanı ilk kez 1912 da yayıncısı S. Fischer Verlag tarafından basılmıştır.
25 yaşında Buddenbrookler adlı toplumsal romanını yayınlamış ve büyük bir üne kavuşmuştur. Bu başarısını uzun öyküsü Venedik’te Ölüm ile devam ettirmiştir. Bu yüzden bu uzun öyküsünün Mann’ın yazarlık yaşamında özel ve önemli bir yeri vardır.
Venedik’te Ölüm adlı romanı iyi anlamak için bu alıntıya da çok dikkat etmek gerekir: “ Antik mitolojiye göndermelerde bulunan ve mitolojik motifler kullanan yazar, etkisinde kaldığı Nietzche’den öğrendiği ve şimdi edebiyata uyarladığı kategorilerle oynamaktadır: Yunan Tanrısı Apollon’un karakteristik özelliklerine sahip olan Aschenbach, bir yabancı tarafından baştan çıkarılmakta ve böylece Dionysos’un hakimiyeti altına girmektedir.” Kasım Eğit
Romanın özeti
Bunun için bir gemiye binerek Venedik’e doğru gitmeye başlar. Aschenbach bu yolculukta gemideki insanları tasvir etmeye başlar. Onların ruh hallerini ve iç dünyalarını anlamaya çalışırken de kendi geçmişine ve çocukluk ve lise yıllarına gidiş dönüşler yaparak geçmişini anımsamakta tekrar o gününe dönmektedir.
İnsanlar gemide kendisini genç bir adam olarak göstermeye çalışan yaşlı bir adamla alay etmektedirler. Aschenbach bu yaşlı adamın kendini küçük düşürtmesinden rahatsız olmuş hatta adamın kendisini aşağılatmasından iğrenmiştir. Nihayet Venedik’e ulaşıp bir otele yerleşir. Otelde Polonyalı bir aile onun çocukları olan Tadzio adlı bir genç ile karşılaşır. Tadzio, rahibe gibi giyinmiş olan üç kız kardeşi ve nedimeleriyle dolaşan Polonyalı bir ailenin biricik oğludur. Aschenbach, kusursuz bir fiziği olan, ideal güzelliğin resmi olarak gördüğü Tadzio’ya hayran olmuştur. Tüm vaktini Tadzio’yu gözlemeye ayırmaya başlamıştır. Bu genç kusursuz yapılmış olan ve ideal hatlara sahip antik Yunan heykelleri gibidir. Venedik sokaklarında, otelde, plajda her yerde Tadzio’yu aramaya ve onu seyretmeye başlamıştır. “Birisi çocuğa bir şeyler sordu; tarifsiz sevimli bir gülümsemeyle cevap verirken Tadzio, gözleri eğik, geri geri giderek birinci katta asansörden indi. Güzellik utandırır, diye düşündü Aschenbach ...”
Tadzio çok genç biri iken kendisi oldukça yaşlanmıştır. Bu nedenle gemide karşılaştığı ve kendini aşağılattığı için tiksindiği yaşlı adam gibi yaşlılığını gizlemeyi bile düşünmeye başlamıştır. Bu nedenle yüzündeki buruşuklukları gidermek için çareler aramaya dahi başlar. Genç gözükebilmek için gittiği kuafördeki yaşadıkları ise tam bir trajediyi olmuştur. Belki de tüm bunları genç Tadizo’ya kendisini genç bir adam gibi göstermek amacıyla yapmaktadır.
Bu ünlü yazarın Tadzio’ya olan ilgisi Tanrının yarattığı bu sanatsal güzelliğe duyulan bir hayranlık, hatta babalık duygusu ile de karışan karmakarışık duygular olmaktadır. “Gönlü bir baba muhabbetiyle, güzelliği, kendini feda edecek zekâda yaratanın, bizzat güzel olana karşı hissettiği o duyarlı yakınlıkla doluyor, heyecanlanıyordu.”
Aksi gibi Venedik’te salgın bir hastalık çıkmış, herkes Aschenbach’tan şehri terk etmesini önermeye başlamıştır. Ama o Tadzio’yu bırakıp şehirden ayrılamamaktadır. Hatta sadece bu sebeple Venedik’te kalıp ölmeye bile razıdır. Aschenbach “Tadzio için Venedik’te ölmek için en güzel sebep ” olmuştur.
Nitekim kendisi de salgına yakalanır. Artık hasta bir adamdır. O gün Gustav von Aschenbach, otelin önündeki şezlonga uzanmış, Tadzio ’yu seyretmektedir. “Aschenbach, her zaman olduğu gibi şimdi de onun peşi sıra gitmeye koyuldu. Sandalyeye yana yıkılan adamın imdadına koşuluncaya kadar dakikalar geçti. Onu odasına götürdüler. Ve daha o gün, yazara saygıyla bağlı dünya, onun ölüm haberiyle sarsıldı.”