ABDÜLHAM D'İN KURTLARLA DANSI

Kategori: Tarih

II. ABDÜLHAM D yakın tarihimizin en büyük bilmecelerinden birisidir.

Daha dün denilecek kadar yakın bir tarihte yaşamış olmasına rağmen, kendisini harice karşı bu kadar iyi perdeleyip gölgelik alana onun kadar iyi çekilmesini bilmiş ikinci bir şahsiyet yoktur (bu hem yerli, hem de yabancı gözlemcilerin ortak tespitidir). iktidarda olduğu 33 yıl (1876-1909), dünya, Avrupa ve islam alemiyle olan ilişkilerimizin çok kritik ve sancılı bir dönemini teşkil eder. insanlık ve medeniyet tarihinin, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin son derece kritik bir dönüm noktasına rastlar onun hükümdarlık yıl arı.

Ama aynı zamanda Osmanlı tarihi, Osmanlı toplumu, Osmanlı coğrafyası, Osmanlı medeniyeti için de keskin bir dönüm noktasıdır.

1 Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, Sultan kinci Abdülhamid ve Osmanlı imparatorluğunda Komitacılar, 3. baskı, İstanbul 1978 (ilk baskı: 1964), Divan Yayınlan, s. 71.

40 ¦ Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı

lk bilimsel Abdülhamid biyografilerinden birinin yazan François Georgeon'un tespitiyle söylersek,

"Abdülhamid'in iktidara gelişi, XIX. yüzyılın sonlarına doğru 'dünyanın paylaşılırı a-sı'na varacak olan emperyalizmin genel yükselişinin başlangıçlarına denk düşer." O, insanlık tarihinin en hızlı geçiş

dönemlerinden birinde, Osmanlı gibi, tarihin belki de en karmaşık imparatorluğunun başındaydı.2

Yürüttüğü derinlikli ve çok-yönlü dış politikanın çapını anlamamızın önündeki engel er, onun içinde bulunduğu şartları tanımamaktan alırdı gıdasını.

Böylesine aşındırıcı bunalımlarla etrafının kuşatıldığı kritik bir dönemde iç, dış, sosyal, siyasi ve iktisadi ilişkiler kompleksinin kıskacında kalmış bir coğrafyada, nasıl olur da "Hasta Adam" denilen bir yapının içinden deha çapında işbilir bir politikacı ve devlet adamı çıkıp da işleri toparlıyor ve bütün bu gelişmelerin ülkesi ve bölgesi üzerindeki olumsuz etkilerini en azından 30 yıl ığına buzdolabına koyup dondurabiliyor?

Dahası, devletin bekasını temin uğruna bir zaman kazanma sürecine sokuyor, üstelik bunları da hiç hesapta olmayan şaşırtıcı bir performansla başarabiliyor?

Sultan Abdülhamid belki sıkı bir yönetim sergiledi; anayasa, parlamento, seçimler gibi siyasî enstrümanları işletmesine devrin şartları izin vermedi. Ama bir şekilde bu 33 senelik dönemi, tamamen değilse bile, büyük ölçüde hasarsız atlatmamızı sağladığı da bir gerçek. Balkan savaşlarına, hatta Birinci Dünya Savaşı'na kadar iyi kötü onun zamanında korunabilmiş bir toprak bütünlüğü ile gelindi. Daha da önemlisi, bugünkü Türkiye'yi kuracak temel er, Sultan Abdülhamid'in iktidar döneminde atılmıştır.3

2 Volkan Ş. Ediger, Osmanlı'da Neft ve Petrol, Ankara 2005, ODTÜ Yayıncılık, s. 117.

3 Kemal Karpat bu tespiti, Coşkun Yılmaz'm kendisiyle 10 yıl kadar önce gerçekleştirdiği bir söyleşide yapıyor. Bkz. "Prof. Dr. Kemal Karpat ile tarih, Osmanlı ve II. Abdülhamit üzerine...", lim ve Sanat, Sayı: 44-45, 1997 I-H, s. 38.

Şahsiyeti ¦ 41

I 31 Mart yapılmasaydı AbdüThamid Balkan ttifakı kuracaktı!

Uzmanların tahminine ve onu yakından tanıyanların şahitliğine inanmak gerekirse, eğer Sultan Abdülhamid başta olsaydı, Osmanlı Devleti Balkan Harbi'nin çıkmasına izin vermez, hatta Birinci Cihan Harbi'ne girmez ve devletin ömrünü savaş sonrasına kadar uzatabilirdi. Girse bile, kendi deyişiyle Almanya gibi bir kara gücünün yanında değil, ingiltere, Fransa gibi bir deniz gücüyle ittifak yapmayı tercih ederdi. Kaldı ki, 31 Mart syanı veya operasyonunun gerçekleştiği gün, Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa, bir Balkan ittifakı projesinin görüşmelerini yapmış olarak Bükreş'ten istanbul'a geliyordu. Şehirdeki çatışmaları görünce kaçarcasına geri dönmüş ve Sultan Abdül-hamid'in muhtemelen bir Balkan Savaşı'nı önlemek için attığı bu ciddi adım da sonuçsuz kalmıştı.4

Daha da önemlisi, böylelikle yetişmiş insan kaynağı bakımından Cumhuriyet döneminde yaşanan ve etkisini hala hissettiğimiz cılızlığı yaşamazdık. Ya da tersinden söylersek, II. Abdülhamid, iktidarı süresince eğer ttihatçılar gibi acemice bir dış poli-lika gütseydi herhalde devlet gemisi 20. yüzyılın başına dahi ulaşamaz, muhtemelen 1880'li yıllarda çok daha hızlı ve keskin bir parçalanma tehlikesini yaşayabilir, Türkiye Cumhuriyeti diye bir siyasî oluşumu bile yakalama şansımız kalmayabilirdi.

Sonuç olarak, Sultan Abdülhamid iktidarı bu kadar hayatî bir dönemeçte durmaktadır. Bu çok değişkenli duruşun önemini fark etmenin, hem yakın tarihimizi, hem de bugünümüzü anlamak bakımından değeri tartışılmaz.

Bütün bu görünen boyutlarına rağmen II. Abdülhamid'in, mutad olarak katıldığı görkemli Cuma selamlıkları haricinde

1 Bkz. Osman Nuri LermioğJu, Halkm stemediği inkılap: Meşrutiyet, s. 68, dipnot 21.

42 » Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı

 

Elisa Zonaro'nun fotoğrafında II. Abdülhamid bir cuır» selamlığında.

kendisini Yıldız Sarayı'na kapatması, düşünce ve kişiliğini sadece yakın çevresine açması, dışarıyla olan ilişkilerini "görünmeden var olma"5 prensibiyle sınırlı tutması sebebiyle şahsiyeti hakkında Türkiye'de de, islam aleminde de, Batı'da da pek çok spekülasyon yapılmıştır. Yok yakalattığı gençleri öldürtüp denize atıyormuş, yok tonlarca altını hazinecine koymuş, yok sarayında binlerce cariyesi varmış vs.

Bütün bu spekülasyonlar o mahrem dünyaya bir türlü nüfuz edememenin, derununa sızamamanm sıkıntılarıyla üretilmiş propagandanın eserleridir aslında. Zira elimizde Sultan Abdül-5 Bu tabir. Selim Deringil'in büyük emek mahsulü kitabı Wel -Pwtectcd Domains'in-den mülhemdir.

ngilizcesine göre maalesef biraz aksayan Türkçe tercümesi için bkz. ktidarın Sembol eri ve deoloji: II.

Abdülhamid Döıiemi (1876-1909), Çeviren: Gül Çağah Güven, stanbul 2002, Yapı Kredi Yayınları. 

 

Kitap hakkında soru sor

Yorumlar

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile