Bir Yazın
Tarihi Öyküsü ve Halit Ziya Uşaklıgil
Bir Yazın Tarihi, Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk baskısı 1900 yılında
Osmanlıca olarak yayınlanan ama 1941 yılında sadeleştirilmiş hali ile yeni
harfler ile basılan uzun bir hikayesidir. Yazarın bu öyküsü yazıldığı yıllarda Servet-i
Funun yazarlarının Arapça, Farsça sözlüklerle dolu ve şiirsel anlatımı ile yazılmış
fakat 1941 yılındaki sadeleştirilmiş hali ile Servet-i Funun yıllarındaki
şiirsel dil anlayışı kaybedilmiştir.
Halit Ziya Roman ve hikâye alanında Türk edebiyatının bir dönüm noktası
olmayı başarmış, Tanzimatçıların roman
ve öyküdeki düştükleri teknik hatalara düşmeden yazabilmiş bir yazarımızdır. Bu nedenle de Türk romancılığının babası
sayılan Halit Ziya, romanlarında bireysel aşk ve aile hayatı gibi konulara
değinmiş, romanlarında daha başarılı olurken bazı öykülerinde roman ve öykünün
sınırlarını biraz da karıştırmıştır. Halit Ziya’nın bu hikayesi bu nedenle
romandan daha kısa ama hikayeden de daha uzun, hikaye ve roman olmak arasında
bocalayan bir vaka düzenine sahiptir.
KİTABIN
KONUSU
Dört yıldan beri taşrada mühendis olarak çalıştığı için hem İstanbul’u
hem de akrabalarını çok özleyen Hasan adındaki genç yaz tatilini geçirmek için
İstanbul’daki akrabalarının yanına gelir. Fakat bu evde evin kızları hariç başka yerden de gelen
kızlar vardır. Hasan bu kızlar ile vakit
geçirirken içlerinde en durgun, en solgun, en hasta görünümlü bir kız olan Meliha’ya
aşık olur ve sevgisini de ona itiraf eder. Fakat Meliha’dan aldığı cevap onu
çok şaşırtmıştır.
KİTABIN ÖZETİ
Üniversiteden mezun olan Hasan, okulundan mühendis çıkıp Anadolu’da
dört yıl mühendislik yapmıştır.
Taşradaki işlerinden çok yorulan Hasan, yaz tatilini geçirmek için İstanbul ‘a gelmeye karar verir. Çünkü hem
İstanbul’u hem de dört yıldır görmediği akrabalarını da çok özlemiştir.
Akrabasının evine gittiğinde oldukça şaşırmıştır. Evde beş tane genç
kız vardır ve bu kızlardan iki tanesi gittiği evin kızıdır ama diğerleri ise
kendisi gibi uzaktan gelmiş olan daha uzak akrabalarının kızları olmaktadır.
Hasan bu akraba kızlarının hepsini de üniversite yıllarından önce
gördüğü kızlardır ve onları da çok uzun zamanadır görmemektedir. Daha küçükken
gördüğü bu kızlar büyümüşler her biri bir genç kız olmuştur. Bu genç kızların
isimleri Nevin, Güzin,Aliye,Samiye,Meliha’dır.
Bu kızların her biri huyu mizacı ve fiziki halleri ile bir
diğerlerinden farklıdır. Hasan eve yerleşince
bu kızların her biri ona yakınlık göstermiş, hepsi de odasına gelerek
eşyalarını yerleştirmek için ona yardım etmişlerdir. Bu kızların hepsi de Hasan
ile alakadar olmakta hiç yabancılık çekmeden Hasan ile ilgilenmektedirler. Bu
kızların her biri neşeli hareketli ve cana yakındır. İçlerinde sadece Meliha biraz durgun,
diğerleri cıvıl cıvıl iken Meliha, çok
sessiz ağlamaklı ve durgun bir ruh hali içindedir. Meliha’nın her zaman solgun
ve mutsuz duruşu Hasan’ın ilgisini çekmektedir. Meliha bu kızların içinde yaşça
da en büyük olanıdır.
Bu kızların her biri Hasan ile ilgilenmekte Hasan da bu tatil günlerini
onlarla geçirmektedir. Hasan bu kızlarla olan ilişkilerini iyice güçlendirmiş,
üstelik kurduğu bu muhabbet sonrasında kendini çok farklı hissetmeye
başlamıştır. Hasan âşık olmaya başladığını hissetmekte ama hangi kıza âşık
olduğunu da bilememektedir.
Kızlar onu zaman zaman gece eğlencelerine çağırmakta Hasan da bu kızlar
ile hem çalıp hem de söylemektedir. Meliha çok güzel ud çalmakta diğerleri de
şarkı söylemektedir. Meliha ud çalarken Hasan’ın dikkatini çekmekte ud’un nağmeleri
ile kendinden geçen Hasan git gide meliha’ya aşık olduğunu anlamaktadır. Fakat
her nedense Meliha ud çalarken bile sessiz ve mutsuz bir hal içindedir. Meliha’nın
bu hali Hasan’ı üzmekte Hasan onunla konuşarak Meliha’daki bu mutsuz halin
nedenini öğrenmek istemektedir. Lakin sürekli olarak Meliha ondan kaçmakta ve
uzak durmaktadır. Hasan en sonunda Meliha’nın o sararmış ve ağlamaklı halinin nedenini öğrenmeye
karar verir. Bir gün Meliha’nın hasta olduğunu duymuş ve Meliha’nın odasına
çıkmıştır. Meliha yatağında solgun bir yüz ile yatmaktadır. Hasan cesarete gelerek
ona “seni seviyorum” der. Meliha bu sözleri duyunca çok mutlu olmuş ama “ben
seni mutlu edemem, hastayım” diyerek cevap vermiş ve bir an önce evlerinden
gitmesini rica etmiştir.
Bunun üzerine Hasan, kalbi kırık ve üzgün bir şekilde o evden ayrılmak
zorunda kalır.
Bir Yazın
Tarihi, Halit Ziya Uşaklıgil, Everest Yayınları