Kitap Özetleri Roman (Yabancı)

Al Midilli Konusu Özeti ve John STEINBECK

Al Midilli ve  John STEINBECK

Özgün adı The Red Pony  olan  Amerikalı yazar  John STEINBECK Türkçeye Al Midilli olarak
çevrilen roman   İlk üç bölümü 1933-1936 yılları arasında dergilerde
yayınlanan ve 1937’de Covici Friede yayınları tarafından kitap haline getirilen
bir romanıdır.

Gençliğinde ve üniversite yıllarına Salinas Vadisi adlı
vadide tarım işçisi olarak çalışan John Steinbeck ,  birçok romanında Salinas
Vadisinde yaşayan çiftçilerden ve ailelerden söz etmiş Cennetin Doğusu , Fareler
ve İnsanlar , Gazap Üzümleri gibi romanlarında da Salinas Vadisinde geçen olaylar ve insanlardan
söz etmiştir. Yazarın Al Midilli adlı romanı da Salinas Vadisinde geçen hikâyelerden
oluşur.

Nitekim isimleri farklı olsa da romandaki pek çok kişiyi,
yazarın yakından tanımış olduğu gerçek insanlar olarak kabul etmek de mümkündür.
Olaylar Jody Tiflin adındaki bir çocuğun başından geçen, gözlemlediği veya hikâye
olarak dinlediği öykülerden oluşur.  Yalın bir dille anlatılan ve Amerikan Gerçekçiliği
denilen  bu  sosyal roman iki kez filme de uyarlanmıştır.

Romanın ilk film uyarlaması 1949 yılında
yapılmıştır.  Bir diğer film uyarlaması
ise Tv için yapılmış baş-rollerini Henry Fonda ve Maureen O’Hara’nın paylaştığı
filmin yönetmenliğini Jerry Goldsmith yapmış 1973 te gösterime giren bu film
Emmy ödülünü de kazanmıştır.

Karakterler

Jody Tiflin
Romanın kahramanı masum ve kibar birisi  Carl
Tiflin’in oğlu Billy Buck’dan atları eğitmeyi öğrenir.

Billy Buck – orta
yaşlı bıyıklı geniş bacaklı kısa boylu bir at bakıcısı. Jody  Tiflin’e atların
bakımı hakkında bilinmesi gereken her şeyi öğreten bir adam

Carl Tiflin – Jody
Baba’si. Düzeni seven çiftliğini sürekli düzenli ve iyi durumda görmek isteyen
bir adam.

Büyükbaba – Bayan
Tiflin’in babası, deniz kenarında yaşayan ve sürekli olarak eski günlerini hatırlayan
ve  eski günleri hakkında uzun hikayeleri
anlatmayı seven yaşlı bir adam .

ARMAĞAN

Jody annesi-babası ve çiftliğin kâhyası ile beraber Salinas
kasabasında bir çiftlikte çiftçilik yapmaktadır.  Çok memnun olan Jody, babasının bu atı ona
armağan etmesi için ortaya koyduğu tüm şartları da kabul eder. Babası da bu atı
Jody’ye armağan eder.

Jody ‘de bu kırmızı midili ata Gabilon adını verir. Gabilin
artık Jody’nin hayatının en önemli parçasıdır. Okulu dışındaki tüm vaktini bu
atıyla geçirir.  Çiftliğin kahyası olan
Bill Buck’tan at bakımı ile ilgili her şeyi öğrenmekte kendisi de böyle bu taya
bakmaktadır. Jody’nin tek hayali bir an önce atına binip sürmektir fakat  tayı eyere ve geme alıştırmak hayli vakit
almaktadır.  Babası tarafından Şükran Günü’nde
ata binmesine izin verecektir.

Fakat Jody, okulda iken atı yağmurun altında kalmış ve
hastalanmıştır. Kâhya ve Jody atı iyileştirmek için uğraşmaya başlarlar ama at
git gide kötüye gitmektedir.  Jody de atı
iyileştirmek için geceleri dahi atın yanında yatıp kalkmaya başlar. Jody’in
geceler boyunca atının nefes borusunu tıkayan mukusu temizlemek zorunda kalır.

Bir gün uyandığında ahırda hasta tayını göremez.  Hemen dışarıya çıkar ama atının üzerinde atını
deşeleyen akbabaları görmüştür. Öfke ile bir akbabayı öldürür ama Gabilin
çoktan ölmüştür. Kâhya Bill bütün bu olanlardan kendini suçlu hissetmektedir.

 ULU DAĞLAR

Jody’nin en büyük merakı Salinas Vadisinin uzağında duran
görkemli dağlara çıkmaktır.   Bu dağların üstünde ve arakasında neler var
onları çok merak etmektedir. Bir gün çiftliğe adı Gidano olan yaşlı bir

Meksikalı adam gelir. Gitano,
ölene kadar çiftlikte kalmayı istemektedir. . İhtiyar çok eskiden bu vadideki
bir kulübede yaşamış ve artık geri dönmüştür. Jody’nin babası i bu adamın birkaç
gün bu çiftlikte kalmasına izin verir.

 Jody  de bu adama dağların arakasında neler olduğunu
sorar. İhtiyar da çocukken o dağlara gittiğini ama pek de aklında bir şey
kalmadığını anlatır. Bir gün ihtiyar Gidano bir ata binerek aniden çiftlikten çekip
gitmiştir. Onu en son görenler o ihtiyarın atı ile dağlara doğru gittiğini
söylemişlerdir.   Jody’nin babası,
adamın neden dağlara gittiğini merak edip durmuştur.

VAAT

Babası Jody’nin ölen atı için çok üzüldüğünün
farkındadır.  Ayrıca babası Jody’e daha fazla sorumluluk vermesi gerektiğini
düşünmektedir.

 Babası ona
çiftlikte hamile kalacak olan bir atın bakımını vazife olarak verir. Eğer bu
ata iyi bakarsa atın doğuracağı tayı Jody’e verecektir. Jody kulunlayan ata
özenle bakmaya başlar. Her gün de bu attn doğacak olan tay ile geçireceği
günleri hayal etmektedir.  Fakat bu atın
doğum yaparken tayın ölümüne sebep olabileceği sebebi ile endişelenmektedir. Ama
kahya Billy Buck , bu tayı sapasağlam doğurtacağını ve Jody’e vereceğine söz
vermiştir.

Nitekim Nelly adını verdiği hamile atın doğurma zamanı
gelmiş ama ancak tay ters gelmektedir. Bu nedenle bu tay da ölecektir. Bunun üzerine
Kâhya ani bir kararla atı öldürür ve karnını keserek küçük siyah tayı dışarı
çıkarıp Tayı Jody’nin önüne bırakır.”İşte tayın “der.”Söz vermiştim ve yapmak
zorundaydım. Onu elle beslemek zorunda kalacaksın işte tayın”.

İNSANLARIN LİDERİ

Jody’nin büyük babası çiftliğe gelmiştir. Büyükbaba
geçmişte yaşadığı günleri anlatmaktan bıkmayan bir adamdır. Günler boyunca Jody’e
vahşi batıya doğru yaptıkları büyük göçü ve Kızılderililer ile olan
mücadelelerini anlatmaktadır.  Büyükbaba
en batıya gide gide, okyanusa ulaşmışlar oraya gidene kadar da başlarından pek
çok macera geçmiştir.

Carl Tiflin, , Büyükbaba’nın kahvaltı masasındaki hikâyelerinden
şikâyet etmekte : ” Bu olup bitenleri neden hiç unutmuyor.  Onlar olup bitti . Tekrar tekrar dinlemekten
bıktık “ diye  şikayet ediyordu..

Kısaca büyük babanın hikâyelerini Jody den başka hiç kimse
dinlemiyor, Jody’den başka kimse bu hikâyelerden hiç zevk de almıyordu.

JUNIUS MALTBY

San Francisko’da muhasebeci olarak yaşamakta olan Junius
Maltby  solunum rahatsızlığı için kuru hava öneren doktorunun tavsiyesi
üzerine bu kasabaya gelmiştir. Junius , dul bir kadın ve çocuklarıyla bir
evde yaşamaya başlar. Bu kasabanın da havası ona iyi gelmiştir.  Ama bir sürer sonra kasaba halkı dul bir
kadınla aynı evde yaşadığı için dedi kodu yapar.

Bunun üzerine Junius da ev sahibi olan bu dul kadınla
evlenip kadının çiftliğine de sahip çıkmaya başlar.  Dul kadın da Junius Maltby  çiftliğe
bakacak diye çiftlikte çalışan işçiyi de çıkarır.

 Ancak Junius
Maltby  Çok tembeldir ve işleri sav saklamaktadır. En sonunda giderek fakirleşmeye
başlarlar. Junius Maltby ‘in bu kadından iki çocuğu olur ama karısı doğum
yaparken ölür.

 


John
STEINBECK,  : Al Midilli, Belkıs ÇORAKÇI,
Milliyet Yayınları Bağcılar , 1996

BENZER İÇERİKLER

Öç Hikayeleri

Editor

Guy de Maupassant Öykücülüğü ve Kan Davası Öyküsü

Editor

Limon Ağacı

Editor

Yorum bırak

* Bu formu kullanarak yorumlarınızın bu web sitesi tarafından saklanmasını ve yayınlanmasını kabul etmiş olursunuz.

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. İstediğiniz zaman çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku

Gizlilik ve Çerez Politikası
// load google analytics code if (($googleanalytics != '0') and ($googleanalyticscode)) { ?>