
Bir Akşamdı Peyami Safa
Bir Akşamdı adlı roman Peyami Safa ‘nın ilk baskısı 1924 yılında
yapılmış olan bir romanıdır.
Yazarın bu romanı da büyük ölçüde diğer romanlarında da olduğu Doğu-Batı
kültürü arasında kalmanın yol açtığı sorunlar, çatışmalar, ele alınmıştır. Peyami Safa bu romanında da Tanzimat’tan
beri süregelen “ yanlış batılılaşma, kültürel yozlaşmanın zararları “ gibi bir
konuyu ele almış, kendi kültürlerinden kopan insanların saf ve temiz yürekli
insanların hayatlarını nasıl mahvettikleri konusunu islemiştir. Roman geleneksel değerlere bağlı ve saf bir
kız olarak yetişen Meliha’nın, batılı yaşantıyı seçen bir zabite inanması
sonucu yaşadığı sorunları, bocalamaları, psikolojik ve kültürel çatışmaları romanın
ana hatlarını teşkil etmektedir. Psikolojik ve sosyal roman niteliğindeki bu
romanda yazar. Meliha, ve Kamil odağında
toplumsal bir sorunun bireylerde yol açtığı psikolojik yansımaları kaleme
almıştır.
Roman Meliha karakteri üzerinden ikilemde ve çelişkide kalmış insanının
portresi üzerinden sosyal ve toplumsal mesajlar iletmeye çalışmıştır.
Romanın dili yazıldığı döneme göre sadedir. Roman yeni harflerle
basılırken de kısmen daha da sadeleştirilmiştir. Romandaki mekânlar ise İzmit, İstanbul,
Fransa ve İnönü savaşlarının yaşandığı İç Anadolu bölgeleri olmaktadır.
ROMANIN
KONUSU
İzmit’teki yaşadığı hayattan sıkılan Meliha akarabları olan bir Zabit
olan Kamil ile İstanbul’a kaçıp, hayalindeki hayata kavuştuğunu düşünür. Fakat
Kamil umduğu gibi bir asker değildir. “Şişli’nin meşhur çapkınlarından olan
Kamil, Meliha ile evlendikten sonra eski alışkanlıklarını terk etmediği gibi,
eşini de sefahat âlemleriyle tanıştırır. Meliha, hayal kırıklığına uğramış
hasta babasının da ölmesine neden olmuştur.
Görüntüye kanarak evden kaçan İstanbul’da kötü tecrübeler yaşayan ve
pişman olan Meliha ‘a artık depresyona
kapılmıştır.
ROMANIN ANA
FİKRİ
İnsanların riyasını sahtekarlığını ve namussuzluğunu görüp bilmeyen saf
insanlar, büyük sorunlar yaşamaya mahkumdur.
Uyanık insanlar, saf olan insanları kandırdıkları için hayatımızı riske
atmamalıyız. Geleneklerinden, toplumsal ahlak,
yaşamdan kopan batı özentisi insanlardan her şey beklenir.
Kitabın
Kahramanları
Meliha: Kocasına bağlı, güzel bir kadın iken batılı
hayata özenen kocası yüzünden kötü ilişkilere en sonunda da bunalıma girmiştir.
Kamil: Roma ve Batılı
hayat hayranı, sorumsuz, eşini aldatan,
Don Juan olma derdindeki yalancı bir
asker
Meliha’nın
babası: Hasta bir adamdır. Kızı evden kaçınca üzüntüye boğulur, ve ölür.
Meliha’nın
annesi: Kızına kocasına pek düşkün olmayan biraz da sorumsuz, gününü gün
etmeyi seven, biraz da ahlak namus düşkünü ama kızının yaşadığı kötü durumlara
da üzülen bir kadındır.
Ferdi: Zevkine düşkün,
çapkın arkadaşı olduğu halde Kamil’in eşine asılan ve hevesini aldıktan sonra da terk eden
bir adam .
Bent: Kamil’le Balkan
savaşlarında tanışan ondan da bir oğlu olan Parisli bir kadın.
ROMANIN ÖZETİ
İzmit’te bir akşam vaktidir ve hasta bir babası ve onunla ilgilenen
annesi ile bir evde yaşayan Meliha, bedbin bu hali içinde eşyalara vb bakarak
geçmişini sorgulamaktadır. Meliha geçmişinden muzdarip, yaptıkları ve
yaşadıklarından pişmandır.
Meliha sıradan ve rutin günler yaşamakta bütün günlerini bahçedeki çiçeklerle
uğraşarak ve kitap okuyarak geçirmektedir. Yirmi yaşına kadar aynı işleri yapmış, babasının
öksürük hastalığı annesiyle yaptığı tartışmalar ile bu güne kadar gelmiştir. Babası
sürekli hasta annesi ise babasına değer vermeyen, , şen şakrak, aklı iki karış
havada orada burada gününü gün eden bir kadındır.Meliha ise yaşadığı pişmanlıklar yüzünden evlerinden gözüken İzmit körfezi
bile canını sıkmaktadır.
Onu bu hale koyan olaylar bir gün evlerine gelen uzun boylu, yakışıklı,
genç bir zabit akrabaları olan Kamil ile başlamıştır. Uzak akrabaları olan Kamil ile aralarında bir
şeyler başlamış, Kamil’de Meliha’ya hayli ilgi göstermiştir. Bu yüzden Kamil
sık sık onlara gidip gelmeye başlar.
Yaşadığı bu monoton hayattan bıkan Meliha, Kamil İstanbul’daki evine gitme teklifini
kabul eder. İstanbul’a kaçan Meliha bu monoton hayatına son vereceğini ve mutlu
olacağına inanmıştır.
Meliha ile Kamil koca hayatına başlamışlar ama Kâmil ona nikâh
kıymamıştır. İstanbul’a gittikten sonra
Kamil’in karakteri açıkça ortaya çıkar. Kamil Roma İmparatorlarına özenen,
batılılara hayran olan Batılı zübbeler gibi davranan ve düşünen, nikâha,
evliliğe, namus kavramlarına pek değer vermeyen bir zabittir. Kamil ağzı, laf yapmayı bilen şık giyinen, eğlenceye,
kadına ve batılı hayata kıymet veren Don Juan özentisi olma derdinde bir adamdır.
Kamil esasında Meliha’yı bir metres gibi kullanırken bir gün eve Madam
Bert adında bir kadını da getirmiştir. Parisli
olan bu kadın zengin bir Fransız manifaturacının kızıdır. Bu kadın Kamil ile
Balkan Savaşları sırasında tanışmıştır. Hakka Kamil’in bu kadından bir de
çocuğu vardır. Savaş sırasında Bert,
Paris’e gitmiş, Kamil ise İstanbul’a dönmüş, altı yıldır ayrı olan Bert ile
Kamil yeniden buluşup bir araya gelmişlerdir. Çünkü Bert’in Kamil’den olan oğlu
babasını merak etmiş, Bert de oğlunu alıp gelmiştir. Üstelik kadın evlerine de
yerleşmiş üçü de aynı evde kalmaya başlamışlardır.
Meliha şoka uğramış, . Kamil ile bozuşmuş, onun iç yüzünü öğrenmiş, hasta babasını ölüme
terk edip geldiği için de vicdan azabı yaşamaya başlamıştır.
Üstelik Kamil, ona sürekli
yalanlar da söylemekte, onu başka kadınlarla da aldatmaktadır. Hatta Meliha’yı
arkadaşlarına göstermekte, Meliha’yı beğenip beğenmediklerini sormaktadır.
Meliha kendini aşağılanmış hissetmekte, her şeye rağmen Kamil’e tahammül etmeye
çalışmaktadır.
Kamil onu bırakıp Bert ile Fransa’ya gider. Bu durumdan sonra Meliha’da
Kamil’den intikam almak için Kamil’in en yakın arkadaşlarıyla gönül
eğlendirmeye başlamıştır. Kamil’in arkadaşları da Meliha’yı kullanmışlar, hiç
birisi Meliha’ya değer vermediği gibi ona kötü bir kadın nazarıyla
bakmışlardır. Meliha bu sırada Ferdi adındaki bir adam ile de tanışır. Bu adam
da Kamil’in arkadaşıdır. Meliha ilk önce Ferdi’ye çok güvenir. Bu arada Kamil
Fransa’dan dönmüş ama bu defa da İnönü Savaşı’na katılmak için gitmiştir.
Meliha’nın hasta babası Meliha’nın evden kaçması sonrasında daha da
büyük bir üzüntüye kapılmış,
Meliha’nın kaçmasının en büyük
sebebi Meliha’nın annesi olduğunu düşünmüştür. Meliha’nın kaçmasını
hazmedemeyen babası en sonunda ölmüş, babasının cenazesine büyük bir pişmanlık,
içinde katılmıştır. Meliha, cenazeden sonra ananesini de alarak İstanbul’a geri
gelir.
Meliha annesinin kendisine bir teselli olacağına inanır. Fakat umduğu
olmamış, bu sırada çok güvendiği Ferdi de
onu terk etmiştir. Çünkü Ferdi’de tıpkı Kamil gibi kadını meta olarak gören
çapkın bir adamdır. Meliha Ferdi’den de darbe yiyince erkeklere
karşı kin duymaya başlamıştır. Hatta bir
çocukluk arkadaşı ile de rastlaşmış ama erkeklere hiçbir güveni kalmadığı için
çocukluk arkadaşına da güvenip bağlanamaz.
Kamil ise savaş esnasında Meliha’ya mektuplar yazmakta ama Meliha
bunlara hiç de inanmamaktadır. Meliha, depresyona girmekten kendisini
kurtaramamaktadır.
Kamil şehit düşmüş ama Meliha, Kamil için hiç de üzülmemiştir.