Dini

Düşünme – Gözlemden Tanıklığa

Daha önce Türkçede de yayınlanan Müslüman Psikologların Çıkmazı adlı çalışmasıyla psikolojide yeni ve değişik bir ufuk açan Malik Bedri, elinizdeki kitabıyla, bir Müslüman psikolog olarak düşünme/tefekkür eylemini ele alıyor.
Tefekkürün, zihin-beden ilişkisinde zihnin bedeni etkilemek suretiyle belirleyici rolünün ortaya konması, tıbbın önemli gelişmelerinden biridir. Dolayısıyla Düşünme, ufuk açıcı paradigmalarıyla davranış bilimlerinin İslamileştirilmesine önemli katkılarda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda tartışılan teorilerin çözümü ve geliştirilmesi için uzmanlar arasında geniş bir ilgiye de mazhar olacaktır.
Ancak Düşünme’nin sadece uzmanlar, bilim adamları ve entelektüeller için yazılmadığını, genel okuyucu için ilgiyle okunacak bir kitap olduğunu da belirtmekte yarar var.
Yazar, modernizmin dünyevileştirdiği dini değerlerin yeniden keşfedilmesine katkı sağlayacak bu eseri kaleme alarak önemli bir boşluğu doldurmuş ve sekülarizme indirgenmiş dünyevilik ile dünyayı fiilen terk ettiren mistisizmin, aslında bir bütünün parçaları olduğunu ortaya koymuştur.

***

İÇİNDEKİLER

Sunuş / 7

Önsöz / 9

İngilizce baskıya önsöz / 13

Birinci Bölüm
Çağdaş psikolojik bir perspektif / 19
İslami tefekkür ve seküler psikoloji / 19
İslami tefekkür ve bilişsel devrim / 27
Zihin muamması / Tefekkür ve beden / 30
Tefekkürün ana vasıtası: Dil / 36
Bilişsel faaliyetten normal ve anormal alışkanlıklara / 38

İkinci Bölüm
Erken dönem alimlerin eserlerinde tefekkür / 43

Üçüncü Bölüm
İslami tefekkür ve çağdaş düşünme usulleri / 61

Dördüncü Bölüm
Yaratılmışların tefekkürü / 83
Allah’ın zatı ve güzel isimlerinin bildirilmesi / 84
Nimetlerin hatırlatılması / 85
Katı kalplere uyarılar / 86
Müttakilere övgüler / 87
Estetik duygusuna hitap / 87
Yaratılışa işaretler / 89
Tefekküre teşvik / 89

Beşinci Bölüm
Tefekkür: Sınırlanmamış bir ibadet / 95

Altıncı Bölüm
Tefekkürün sınırları / 99

Yedinci Bölüm
Tefekkürün bireysel düzeyleri / 115
İmanın derinliği / 116
Yoğunlaşmanın derinliği ve süresi / 117
Düşünen insanın duygusal ve zihinsel durumu / 119
Çevresel etkenler / 120
Kültürün etkisi / 121
Tefekkür konularıyla ilgili bilgiler / 123
İyi örnek ve arkadaş etkisi / 124
Tefekkür edilen şeylerin mahiyeti / 126
Tefekkür edilen şeylere aşinalık / 126

Sekizinci Bölüm
Deneysel bilim ve din: Evren yasaları / 133

Dokuzuncu Bölüm
Sonuç / 159

Kaynakça / 167

Dizin / 171

SUNUŞ

Yayınevi olarak İslami psikoloji üzerine yazılmış, hacim bakımından küçük ama anlamca zengin bu eseri, ülkemizde de yapılacak çalışmalara bir örnek olarak sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Psikolojiyi İslami perspektiften sunma çabasının öncülerinden Prof. Dr. Malik Bedri, bu yönde devam etmekte olan araştırmalara katılmaları için araştırmacı ve bilim adamlarını teşvik etmiş, onlara ilham kaynağı olmuştur.

Kahire’de 1991’de yapılan ilk Arapça baskısı, et- Tefekkür mine’l-Müşahede ile’ş-Şühud hakkında bilim adamlarınca olumlu değerlendirmelere layık görülmüş ve kitabın ibadet anlayışlarını geliştirdiğini, aynı etkiyi başkaları üzerinde de göstereceğine inandıklarını söylemişlerdir. O zamandan beri kitabın yeni baskıları yapılmış ve hakkında çeşitli mesleki dergilerde olumlu değerlendirmelerde bulunulmuş, çok satan kitap olarak kabul edilmiştir. Kitap, çeşitli Arap üniversitelerinde lisansüstü eğitim ve İslami psikoloji için referans gösterilmiştir.

Bu Türkçe baskının, ufuk açıcı paradigmaları ile sadece davranış bilimlerinin İslamileştirilmesine önemli katkılarda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda tartışılan düşünce ve teorilerin çözümü ve geliştirilmesi için uzmanlar arasında geniş ilgi uyandıracağını ümit ediyoruz. Bununla birlikte, Düşünme’nin sadece uzmanlar, bilim adamları ve entelektüeller için yazılmadığını, genel okuyucunun da ilgisini çekecek bir eser olduğunu belirtmek gerekir. Gerçekten de bu kitap, günümüz toplumlarında uzun süredir unutulan ve ihmal edilen hayatın manevi boyutunun yeniden keşfedilmesine ihtiyaç duyan herkes için faydalı olacaktır.

Mahya

ÖNSÖZ

Dinlerin sekülerleşmesi ve psikolojinin spritüelleşmesi konularını merak edenler için önemli bir kitapla karşı karşıya olduklarını söylemek isterim.

Tefekkürün psikolojik araştırma alanı olup olmadığı konusuna son dönem psikoloji tezlerinden bilişsel davranışçı görüşler (cognitive behavioral) önemli açılımlar getirdi. Psikanalitik teorilerin bulanık kavramları yerini daha ölçülebilir kavramlara terk etti.

Biyolojik indirgeyicilik içinde olanlar insanın her davranışının beyindeki bir molekülden kaynaklandığını savunurken dini indirgeyicilik içinde olanlar da her davranışı ruhani varlıklarla açıklıyorlardı. İnsanın iradesinin, zihninin, kendilik hissinin ve ruhun tanımlamaları tam olarak yapılamıyordu.

Felsefede yeni akım “nörofelsefe” iken duyguların “beyin”de fiziksel kanıtlarının bulunması karşısında felsefeciler yeni duruma uyum sağlama çabasına girdiler. Diğer taraftan din bilimciler daha dogmatik davranarak “nöroteoloji mi, neoteoloji mi?” tartışması yapmaya başladılar.

Psikolojiyi dini açıdan değerlendirirken din psikolojisi bakışı ile değerlendirmek eksik kalmaktaydı. İnanç psikolojisini anlamadan din psikolojisini anlamamız mümkün değildi. Genetik bilimin gelişmeleri birçok eski soruya yeni cevaplar verecek gibi gözüküyor. İnanma ihtiyacının genetik korelatları, insan beyninin çalışması ile davranış ilişkisi artık nörogörüntüleme teknikleri ile ölçülebiliyor. Ruh gerçeğini akla yaklaştıran kuantum dinamiğinin, enerji tabanlı bir evrenin ruh programını anlamamızı kolaylaştırdığını söyleyebiliriz.

Bediüzzaman’ın “Görünmemek olmamaya delil olamaz.” sözü ile ifade ettiği deneyüstü gerçeklik olan ve akıl gözü ile görülen ruh gerçeğini anlamaya çalışmalıydık. Cenab- Hak “Bilinmiyordum bilinmek istedim.” derken, bizim onu anlama çabamız ve bunun için pozitif bilimi kullanmamız marifetullah yolunda ilerlemek olarak düşünülmeliydi. Hz. Peygamber’in davranış modellerinin analizinin yapılması ile aslında insanoğlunun mutluluk sırlarının analizinin yapıldığı bir gerçekti.

Bu konuda Malik Bedri, Gazali gibi pek çok kaynaktan örnekler vererek batı düşünce sistemini Freud, Beck gibi psikoloji bilimini nasıl etkilediklerini anlatıyor. Tefekkür yani derin düşünce ile zihin beden ilişkisinin daha iyi anlaşılması tıpta devrim niteliğinde değişiklik yaptı. Cerrahinin bulunması, penisilinin bulunması ve zihnin bedeni etkilemesinin bulunması tıpta üç devrimsel olaydır.

Böylece tefekkürün, yazarın ifadesi ile hem “sınırlanmamış” bir ibadet olarak tanımlanması hem de insanın bu dünyada saadetine veya şekavetine vesile olmasının anlaşılması İslam kaynakları ile örtüşüyordu.

Yazar modernizmin reddettiği dini değerlerin yeniden keşfedilmesine katkı sağlayacak bu eseri yazmakla önemli bir ihtiyacı karşıladı. Sekülarizme indirgenmiş dünyevilikle dünyayı fiilen terk ettiren mistisizmin, aslında birbirine ihtiyaçları olduğunun ortaya çıkmasına hizmet ettiği için sayın yazara teşekkür ediyorum. Bu kitabı “İnanç Psikolojisi” isimli kitabımla ilgilenenler için yeni açılım getirmesi nedeniyle tavsiye ettiğimi belirtmek isterim.

Allah’a yabancılaşmanın kötü sonuçlarını yaşayan ve varoluş bunalımını aşamayan çağımız insanına nefes aldıracak bu kitabı hararetle tavsiye ederim.

Prof. Dr. Nevzat
Tarhan Psikiyatrist

İNGİLİZCE BASKIYA ÖNSÖZ

İslam dünyasının bugünkü önemli sorunlarından biri, hemen hemen bütün çağdaş bilgi disiplinlerinde Batı’ya bağımlı hale gelmiş olmasıdır. Günümüzün sözde dindarlarının davranışına bakarak dini yargılayanlar, bunu dinimize veya değerlerimize bağlayarak yanlış yapıyorlar. Oysa geçmişte İslam medeniyeti, dünyadaki en zengin medeniyetlerden birisiydi: Müslüman dünyadaki üniversiteler Doğulu ve Batılı öğrencileri çeken birer ilim merkeziydi. Bu üniversitelerin, tanınmış hocaları ve milletlerarası referans kaynakları vardı. Bilginin aktarılmasında Arapça temel bir rol oynuyordu. Bu durum Robert Briffault, George Sarton, Gustave Le Bon ve Will Durant gibi tarihçiler tarafından da dile getirilmiştir.

Soyut bilimler esas itibariyle felsefeleri ve öğretilme tarzları dışında tarafsızdır. Çünkü ırk, milliyet, din veya kültürden etkilenmezler. Beşeri ve sosyal bilimler ise, insanlarla yakından bağlantılıdır ve insanların davranışları, ilişkileri, değer ve inançlarından büyük ölçüde etkilenirler. Bazı entelektüeller bu disiplinlerin kültürötesi olduğunu iddia etse de, Batı’da başlatıldıkları ve Batılı hayat görüşünü besledikleri için düşünce ve bakış açısında, hatta uygulamada temel itibariyle Batılılaşmışlardır. Bu durum İslam kültürüne ve onun riayet edilmeyen manevi, ahlaki ve insani değerlerine karşı büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

O yüzden Müslüman uzmanların, bu disiplinleri çalışırken bağımsız bir çizgi izlemeleri ve pasif bir kabul yerine, sorgulayıcı ve eleştirel bir tutum benimsemeleri gerekmektedir. Ayrıca, İslam’ın zengin kültürel mirasının keşfinde, Kur’an ve Sünnet’te bulunan geniş kaynaklardan ve Ümmet’in seçkin alimlerinin eserlerinden yararlanmaları gerekir. Bu, sözkonusu disiplinlerde karşılaşılan birçok problemin çözümüne yardım ederek yeni ve faydalı bilgiler sağlayacağı gibi, aynı zamanda ve daha önemlisi bu disiplinlerden bazılarının benimsediği materyalizmi, fanatizmi ve dar görüşlülüğü azaltacaktır.

Batı’nın bu disiplinlerde elde ettiği bütün başarıların gözardı edilmesini ve onların yerine tamamen yeni ve bağımsız alanların konulmasını teklif etmiyorum. Çünkü ilim zincire benzer ve her yeni halka diğer halkayı güçlendirir, düzeltir veya en azından tamamlar. Ancak hiçbir bilgi hatasız değildir ve Müslümanların Batılı düşünceden, inanç ve ilkelerine uygun olanlarını seçmesine izin verilmelidir.

Gelişmiş programları, atölye çalışmaları, deneyleri ve istatistikleriyle davranışçı okulun ellerinde büyük değişim geçiren psikoloji, İslami perspektifin ürünlerinden faydalanabileceği beşeri bilimlerden biri haline geldi. Bu tür bir yaklaşım Kur’an ve Sünnet’in ışığında insan ruhunun, ondaki gizli potansiyelin ve gözlemlenebilir davranışların incelenmesini de içerebilir. “Dünyevi” ve manevi bilgiyi birleştiren kimi seçkin Müslüman alimlerin düşüncelerini de bünyesine katabilir.

Geçtiğimiz yıllarda, sayıları giderek artan alimler, “Bilginin İslamileştirilmesi” sürecine katkıda bulundular. Psikoloji alanındaki öncüler arasında Kur’an ve İlmü’n Nefs1 ve Hadis ve’l-İlmü’n-Nefs2 kitaplarını yayınlayan Mısırlı ilim adamı Muhammed Osman Necati ile elinizdeki kitabın yazarı, önde gelen araştırma psikologu, ilim adamı ve terapist Malik Bedri bulunmaktadır. Diğer birçok şeyin yanında, Bedri insan ruhu ve davranışına açık fikirli İslami bir perspektiften yaklaşan ve geleneksel bilgi ile çağdaş bilgiyi birleştiren bir okul kurmuştur. Bedri, İslami uygulama, inanç, maneviyat ve şeriattan çıkardığı güçlü çözümlerle birçok psikolojik vakayı iyileştirmiştir. Hz. Peygamber şöyle demiştir: “Allah’ın şifasını da yaratmadığı hiçbir hastalık yoktur; bunu bazıları bilir, bazıları ise bilmez.”3 Bu hadis hem bedensel hem de ruhsal hastalıklara uygulanabilir.

Bedri elinizdeki kitapta oldukça önemli bir konuya, hem İslami hem çağdaş psikolojik perspektiften yaklaşmaktadır. “Gözlemden Tanıklığa” şeklinde tercüme edilebilecek olan Arapça başlık, yazarın deneysel bilimin temeli olan duyusal algıdan idrak ve şühud mertebesine ilerleme niyetini ortaya koymaktadır. İdrak ve şühud mertebesi, Hz. Peygamber’in ihsan tanımında ifade edilmektedir: “İhsan, Allah’a, adeta O’nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Çünkü sen O’nu görmesen de, O seni kesinlikle görüyor.”4

Yazar, İslam’ın tefekkür emrini doğru ve dingin düşünce rehberliğinde incelemektedir. Kur’an şöyle der: Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız,5 sonra düşününüz…6

Bedri, ayrıca bir ibadet biçimi olarak tefekkürün anlam ve önemini tahlil etmektedir. İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Bir saat tefekkür, tüm gecenin uyanık olarak ibadetle geçirilmesinden daha hayırlıdır.” Başkaları da “Bir saat tefekkür bir sene ibadetten daha hayırlıdır” demiştir. Dahası, tefekkür özgür bir ibadet biçimidir. Yaratanın tefekkür edilmesini, zaman ve mekan sınırlaması, görünen veya görünmeyen maniler engelleyemez. Bedri, İslami tefekkürü diğer düşünme biçimlerinden ayırmak için, onu geçtiğimiz yıllarda Batı’da çok sayıda takipçi kazanan aşkın düşünmeyle karşılaştırmaktadır. Ancak, Bedri’ye göre Müslümanlar mahlukatı, nefislerini ve kainattaki ilahi yasaları tefekkür ettiklerinde, diğer bütün derin düşünce ehlini geride bırakırlar. Çünkü Allah’tan beklenti ve ümitleri çok daha yüksektir.

Bu eserinde yazar, J. B. Watson tarafından kurulan ve pek çok üniversite ve araştırma merkezi tarafından desteklenen Davranış Psikolojisi okulunun baskılarından azade kalmayı tercih etmiştir. Davranışçı okul, psikolojiyi katı bir deneysel bilime dönüştürmek amacıyla insanın bütün zihinsel ve karmaşık faaliyetlerini bir seri uyaran ve tepkilere indirgemektedir. O kadar ileriye gitmişlerdir ki, insanları, araştırmacılar tarafından beklenen tepkilerin elde edilmesi için belli çevresel uyaranlara tabi tutulması gereken araçlardan ibaret görmektedirler. Bedri bu yaklaşımı eleştirerek ünlü İngiliz bilim adamı Cyril Burt’ün çağdaş psikolojinin ruhunu ve bilincini kaybettikten sonra aklını da kaybettiği şeklindeki görüşünü desteklemektedir. Gerçekten de, davranışçılar psikolojinin deneysel bir bilim haline gelmesi için, insanların bilinçli duygulardan, girift zihinsel, entelektüel ve manevi özden tamamen mahrum olduklarını iddia etmektedir.

Yazar materyalistlerin psikolojiyi fizik veya kimya gibi maddi bir bilime dönüştürme çabalarını da ifşa etmektedir. Çünkü maddenin tersine, insanın kontrol edilemeyeceğine kuvvetle inanmaktadır. Maddecilerin düşünen aklın, beynin kimyasındaki doğal değişimler ve elektrokimyasal tepkilerden başka bir şey olmadığı iddialarını çürütmektedir. Bedri bu amaçla insan davranışını dar bir teorik geçide hapseden bütün okulları geçersiz kılan bilişsel psikolojinin başarılarını kullanmakta ve İslam’ın çoktan ispatladığı şeyi, yani Allah’ın ayetlerini, nefsi ve yaratılanları tefekkür etmenin kişinin imanı için merkezi bir önem taşıdığını ve her türlü hayırlı amelin kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu kitap; aklın Kur’an ve Sünnet’in rehberliğini kabul ettiğinde, iman ve vahiy ışığıyla nasıl aydınlanacağının, beşeri bilimlerin imanı ve manevi değerleri nasıl destekleyebileceğinin örneklerinden birini oluşturmaktadır. Allah gayretlerinden ötürü yazardan razı olsun.

Yusuf KARDAVİ
Doha, Katar

————

1     Kitap, Kur’an ve Psikoloji adıyla Türkçeye (Çev. Hayati Aydın, Fecr Yayınevi, 2004) çevrilmiştir.
2     Hadis ve Psikoloji adıyla Türkçeye (Çev. Mustafa Işık , Fecr Yayınevi, 2008) çevrilmiştir.
3     Hadisi Ebu Said Hakim rivayet etmiştir, Celaleddin Suyuti, Camiü’s-Sagir, c. I, s. 273.
4     İmam Zeynüddin Ahmed ibn Abdullatif Zübeydi, Muhtasaru Sahihu Buhari’de zikredilmektedir, s. 31, Hadis no. 47.
5     “Allah için kalkmak”, ihlasla hakikatı aramak, “ikişer ikişer ve tek tek” ise, kolektif aklın etki ve baskısından özgür olmak demektir.
6     Sebe, 34/46

BENZER İÇERİKLER

Allah’ı Merak Ediyorum 2

Editor

Muhammed

Editor

SÜNNETİN TESBİTİ

Editor
Yükleniyor....

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. İstediğiniz zaman çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku

Gizlilik ve Çerez Politikası